2Eylül Haber ve 2Eylül Gazetesi’nin "3 Soru 3 Cevap" programının bu haftaki konuğu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Hüseyin Gürsoy oldu. Gürsoy, "Hiçbir hastayı sevk etmiyor oluşumuz, özel bir klinik olduğumuzun kanıtıdır. Merkez konumunda olduğumuz için çevre illerden, hatta büyükşehirlerden randevu bulamayıp Eskişehir’i tercih eden hastalarımız var" dedi.
ÖZEL BİR KLİNİĞİZ
Hocam, özellikle şaşılık tedavisindeki yöntemlerinizle öne çıkmış bir doktorsunuz. Göz hastalıkları polikliniğinin Türkiye'deki konumu nedir?
Öncelikle nazik davetiniz için teşekkür ederim. Göz kliniğimiz, aslında Türkiye'de alt branşlaşmasını tamamlamış, bugüne kadar öğretim üyesi kaybı yaşamamış ve asistan eğitimine düzgün bir şekilde devam eden bir kliniktir. Türk Oftalmoloji Derneği tarafından akredite edilen Türkiye’deki dört-beş göz kliniğinden biriyiz. Akreditasyon süreci şöyle işliyor: Belli şartları sağladığınız zaman o kliniğin eğitim vermesiyle ilgili bir yetki belgesi düzenleniyor. Biz bu yetki belgesini iki defa aldık. İlkini 5 yıl önce almıştık, geçen yıl yani 2025 itibarıyla belgemizi yeniledik. Bu durum bizim için onur verici olmasının yanı sıra, asistanların gönül rahatlığıyla tercih edebilecekleri bir klinik olduğumuzu gösteriyor. Kliniğimizde rutin olarak katarakt, şaşılık, retina cerrahileri, kornea nakil ameliyatları ve "çapraz bağlama" (cross-linking) dediğimiz özellikli tedavilerin hemen hemen hepsi uygulanıyor. Şunu söyleyebilirim ki; hiçbir hastayı başka bir kliniğe sevk etmiyoruz. Tüm hastalıkları kendi imkanlarımızla ve alt branşlarında uzmanlaşmış hocalarımızla tedavi ediyoruz. Belki yapmadığımız tek şey, bebeklerde görülen ve çok nadir olan "retinoblastom" adlı göz tümörüdür. Bu hastalık Türkiye'de sadece belli merkezlerde takip ediliyor çünkü vaka sayısı çok az. Bunun dışında hiçbir hastayı sevk etmiyor oluşumuz, özel bir klinik olduğumuzun kanıtıdır. Bu durumun neticesinde doğal olarak aşırı bir yoğunluk ve talep oluşuyor. Merkez konumunda olduğumuz için çevre illerden, hatta büyükşehirlerden randevu bulamayıp Eskişehir’i tercih eden hastalarımız var. Ciddi bir yoğunlukla boğuşuyoruz. Şu anda 20 civarında araştırma görevlisi asistanımız var. Onlara modern tıbbın tüm gerekliliklerini öğreterek eğitim vermeye çalışıyoruz. Kliniğimiz bu yönüyle Türkiye’deki örnek kliniklerden biridir.
CİDDİ YOĞUNLUK YAŞIYORUZ
Hocam, dediğiniz gibi yoğun bir talep var. Böyle olunca da vatandaşlar randevu bulmakta zorlanıyor. Siz bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?
Göz muayenelerine olan talep aslında sadece Türkiye’de değil, dünyada da benzer durumda. Gittiğim yurt dışı kliniklerinde de bu sıkıntıyı görmüştüm. Peki, neden bu kadar talep var? Çünkü yaş ve cinsiyet ayırt etmeksizin herkesin bir göz sorunu olabiliyor. Örneğin; üroloji veya kadın doğum gibi branşlar belli bir kesime hizmet verirken, biz bebeklerden 80 yaşındaki yaşlılarımıza kadar herkese hizmet veriyoruz. Üniversite kliniğimiz her alanda hizmet vermeye çalıştığı için yoğunluk iyice artıyor. Şu aşamada elimizden gelen tek şey, olabildiğince çok hastaya hizmet vermek için daha fazla çalışmak. Bunun nihai çözümü fiziksel mekânı büyütmek, poliklinik kapasitesini iki katına çıkarmak ve hoca sayısını artırmaktır; ancak bugünün şartlarında mevcut bina ve teknik imkanlarla bu pek mümkün görünmüyor. Tüm hocalarımızla sabah erken saatlerden akşam 18:00 - 19:00’a kadar hasta bakıp ameliyat yaparak maksimum kapasitede çalışıyoruz.
MODERN TEKNOLOJİYİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ
Hastalık bazında baktığımızda, halk arasında "lazerle cerrahi" olarak bilinen katarakt ameliyatı aslında ultrasonla (fako yöntemi) yapılan bir cerrahidir. 2000’lerin başından beri popüler olan bu cerrahi teknik zaten çok gelişmiş bir noktada. Son yıllarda cerrahi tekniğin kendisinden ziyade, lens teknolojilerinde büyük gelişmeler oldu. Daha kaliteli göz içi mercekleri üretildi ve biz de bunları hastalarımızda tercih ediyoruz. Cihaz parkurumuz oldukça sofistike; mikroskobumuz iki yıl önce yenilendi. Modern teknolojiyi yakından takip ediyoruz. Kornea birimimizde kornea cerrahileri başarıyla uygulanıyor. Keratokonus hastalığı için "çapraz bağlama" (cross-linking) cihazımızı iki yıl önce yeniledik. Üst düzey görüntüleme sağlayan topografi cihazlarına ve retinanın katmanlarını gösteren ileri teknoloji OCT cihazlarına sahibiz. Glokom (göz tansiyonu) alanında da Tülay Hocamız önderliğinde her türlü ameliyat yapılıyor; hatta glokom cerrahisiyle ilgili yeni bir lazer cihazı almak üzereyiz. Retina ekibimiz de çok deneyimli ve yoğun bir şekilde ameliyatlarına devam ediyor. Özetle, teknolojik ve cerrahi açıdan geri kaldığımız hiçbir alan bulunmuyor.
UFAK BİR RİSK BİLE BİZİM İÇİN ÇOK KRİTİKTİR
Hocam, gözlemlediğim bir durum var. Sizin polikliniğinizdeki göz doktorlarının büyük bir kısmı gözlük kullanıyor. Sizler neden gözlerinizi lazer yaptırmıyorsunuz?
Bu güzel bir soru. "Çizdirme" dediğimiz işlem, lazer teknolojisiyle korneanın inceltilerek göz numaralarından kurtulma işlemidir. Dünyada en sık yapılan işlemlerden biri olduğu için bunu kötülemek doğru olmaz; ancak her cerrahide olduğu gibi bunun da handikapları vardır. Hastalara işlem öncesi; numaranın tekrarlama ihtimali, kuru göz şikayetleri ve alerjik reaksiyonların tetiklenmesi gibi riskler anlatılır. Biz göz hekimleri olarak işimizi gözümüzle yapıyoruz, cerrahi işlemler gerçekleştiriyoruz. Ufak bir risk bile bizim için çok kritiktir. Birçok meslektaşım ve benim için gözlük kullanmak büyük bir sorun teşkil etmiyor. Gözlük kullanmamak adına, %1-2 bile olsa bu riski almak istemiyoruz. Lazer cerrahisini bir "estetik cerrahi" olarak düşünmek lazım. Buradaki tek hedef, gözlükle olan görmeyi gözlüksüz hale getirmektir. Lazer, gözdeki görme potansiyelini artırmaz; sadece gözlüğe olan bağımlılığı bitirir. Özellikle çocuklardaki "göz tembelliği" konusunda yanlış bir algı var. Aileler "Çocuğun gözü çizilince tembellik düzelir mi?" diye soruyor. Hayır, düzelmez. Göz tembelliği görme merkezinin beyinde tam gelişmemesidir ve 12-13 yaşından sonra tedavisi mümkün değildir. Bu yüzden lazeri, kontakt lens kullanmak gibi kozmetik ve alternatif bir seçenek olarak görmek daha doğru bir yaklaşımdır.
RUTİN KONTROLLER ÇOK ÖNEMLİ
Eskişehir genel olarak gözle ilgili şanslı bir şehir. Özel hastanelerde de gayet başarılı arkadaşlarımız, meslektaşlarımız var. Göz, özellikle çok dinamik bir organdır. Bir çocuk bir gözünün iyi görmediğini fark etmeyebilir; çünkü diğer gözü durumu telafi eder. Bu nedenle rutin kontrol çok önemlidir. Yeni doğan döneminde katarakt veya nadir hastalıklar açısından mutlaka bir kez muayene yapılmalıdır. Okul çağında yıllık kontroller aksatılmamalıdır. 40 yaşından sonra ise göz tansiyonu ve katarakt riskine karşı yine yıllık kontrolleri öneriyoruz. Şikayet olmasa dahi beş-altı yıl beklemek yerine, yılda bir kez göz muayenesi yaptırmakta büyük fayda vardır.